Mayıs, 2008 için arşiv

FOTO

Posted in YAŞAM on Mayıs 31, 2008 by sevdadenizi

FOTO

midye.jpg

DENİZİN DİBİNDEN GELEN LEZZET

Büyük bir emek ve çabayla denizden çıkarılan midyeler, özel hazırlanmış ve tamamıyle hijyenik koşullardaki tesisilerde temizlenip işlenmekte, maharetli ellerde soframıza lezzet katacak şekilde hazılanmaktadır. Midyelerimizin tadına bakanlarda bağımlılılk yaratacağından hiç şüphemiz yok. Yeter ki bir kere deneyin.

imperiaflex_0_11_0.jpg

Deniz mamülleri asırlardır sofralarımızdan eksilmemiş. Şimdi çok daha sağlıklı ve lezzetli ve ekonuomik olarak sofralarınıza geliyor..

Midyelerimiz Sofralarınıza Büyük Bir Lezzet Katacak…

midye_dolmasi.jpg

MİDYELİ PİLAV YEDİNİZ Mİ HİÇ?

Midyeli Pilav
(4 Kişilik)
Malzeme:

40 ila 50 adet midye
1 su bardağı pilavlık pirinç
1 fincan tereyağ
1/2 su bardağı zeytinyağı
1 baş soğan
2 adet domates
Tuz
Karabiber

Yapılışı:

Midyelerin kabuklarını bir bıçak yardımıyla, üzerinde hiçbir şey kalmayacak ve siyah kabuklar pırıl pırıl görünecek tarzda temizleyin.(Midyelerin içlerini ayıklamayın)

Bir tencerede tereyağını eritin. Soğanı doğrayıp tereyağına ilave edin ve yumuşayıncaya kadar pişirin. Domatesleri doğrayıp soğanlara ilave edin. Kapağını kapatıp domatesler eriyinceye kadar pişirin. Midyeleri de tencereye koyun ve kabukları açılıncaya kadar pişirin. Midyeleri dışarı, ayrı bir kaba alıp içlerini ayıklayın. Bu arada taş ve sakal kontrolu yapın, eğer varsa bir makasın ucu ile ayıklayın. Bu işlemi yaparken midyelerin bıraktığı suyu dökmeyin ve ayıklanmış midye içleri ile birlikte tencereye iade edin.

Tuzunu ve karabiberini serpin; pirinci de dökün. Üzerini örtecek kadar su ilave edip önce kuvvetli, sonra hafif ateşte suyunu çekene kadar kadar pişirin. Bu süre sonunda harmanlayıp üstünü kalın bir peçete veya havlu ile örtüp demlendirin.

Sıcak servis yapın.

Not: Kabuklu midyelerin kabuklarının temizlenmesi oldukça meşakkatli bir iştir. Ayrıca ayıklanmamış midye bulmak ta zordur. Bu nedenle balıkçıdan aldığınız ayıklanmış midye ile de bu yemeği yapabilirsiniz. Ancak bu yemeğe tad veren husus kabuklu midyenin pişerken açılıp bıraktığı kendi suyudur. Ayıklanmış midyeler su içinde saklandıkları için kendi sularını yitirirler. Bu nedenle aynı tadı bulamazsınız.

Bu yemeğe uygun diğer balıklar:
Kalidonya (beyaz kabuklu küçük midye)

Her hafta değişik Midye yemek tarifleriyle sofranıza konuk olacağız…

2.jpg

deniz ve midye;
değişik tatlar arayanlar için çalışıyoruz.

Böyle lezzet görmediniz…

midyedomasi.jpg

Hiç böyle lezzet görmediniz

3.jpg

MİDYE DOLMA HAZIRLANIŞI

Posted in YAŞAM on Mayıs 31, 2008 by sevdadenizi

EMİDO MUTFAĞI

MİDYE BUĞULAMA NASIL YAPILIR

Malzeme:

50 adet Midye
1 Bardak Beyaz Şarap
2 Adet Arpacık Soğan (çok ince kıyılmış)
1 Adet Havuç (ince kıyılmış)
1 DişSarımsak (dövülmüş)
6 Adet Tane Karabiber
Buket Garni (birbirine bağlanmış defne
yaprağı, maydanoz, kekik)
3 Çorba Kaşığı Kıyılmış Maydanoz
2 Çorba Kaşığı Çiğ Krema
Yumurta Sarısı
Tuz

HAZIRLANIŞI :
Midyeleri soğuk suda güzelce yıkayın.
Midyeleri, şarap, 2 bardak su, soğan, havuç, sarımsak, karabiber tanesi ve buket garni ile bir tencereye koyup ağır ağır kaynatın.

Kaynadıktan sonra kapağını kapatıp 5 dakika kadar hafif ateşte bırakın.
Midyeler açılıncaya kadar tencereyi hafif sallayın. Sonra alıp servis tabağına sıralayın ve sıcak tutun.

Tenceredeki suyu yarı yarıya azalıncaya kadar kaynatın.Tuz, kıyılmış maydanoz, çiğ krema ve yumurta sarısını ilave edip ağır ateşte sık sık karıştırarak muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirin.

Sosu midyelerin üzerine dökün ve hemen servis yapın.

Midye Tava

emidor_resim.jpg

mip.jpg

MİDYE TAVA

MALZEMELER

36 adet iç midye
1 bardak un
1 bardak kızartma yağı
1 adet limon
2 adet yumurta
2 çorba kaşığı margarin
1 küçük bira
Tuz

Hazırlanışı :
Yumurtaları bir delikli süzgeçe kırıp aklarını altındaki kaba akıtın. Süzgeçte kalan sarılarını ayrı bir kaba alın.

Bir tencereye unu koyup ortasına çukur açın ve 1 bardak bira, margarin ve 2 adet yumurta sarısı koyarak karıştırın.

Sonra kenara ayırdığınız yumurta aklarına bir tutam tuz serpin ve telle köpürene kadar döğün ve bunları biralı hamura ilave edip iyice karıştırın.

Diğer taraftan bir tavada 1 bardak sıvı yağı iyice kızdırın ve midyeleri teker teker önce bir tabak içindeki una hafifçe bulayıp, sonra biralı hamura batırarak kızgın yağın içine atın.

Midyeler kabarıp her iki tarafları da kızarınca delikli bir kepçe ile yağını iyice süzerek servis tabağına alın ve üzeri sıcakken tuzlayıp tarator sosu ile servis yapın.

30 Adet Midye (iri)
Ayçiçek Yağı
0.25 su bardağı Un
0.50 su bardağı Bira
1 su bardağı Un

Hazırlanışı:

Ayıklanıp siyah sakalları alınmış midyeleri iyice yıkayıp süzün. Mutfak kağıdının üzerine yayın, kalan suyunu da çeksin.

Bir tepsiye bir su bardağı unu yayın. Midyeleri açarak her iki tarafını unlayın.

Yarım su bardağı un ile 0.75 su bardağı birayı karıştırıp bir bulamaç elde edin. Unlanmış midyeleri bulamaça batırıp bol kızgın yağa atın. Her iki tarafını altın sarısı renk alıncaya kadar çevirerek kızartın.

Kızarmış olanları, kağıt havlu serilmiş bir kaba alıp fazla yağlarını çekmesini sağlayın. Midyelerin üzerine tuz serperek yanında tarator ile sofraya getirin.

24 Ocak 2007 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 26413

Posted in genel bilgilndirme on Mayıs 23, 2008 by sevdadenizi

24 Ocak 2007 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 26413

TEBLİĞ

Çevre ve Orman Bakanlığından:

DENİZLERDE BALIK ÇİFTLİKLERİNİN KURULAMAYACAĞI HASSAS ALAN

NİTELİĞİNDEKİ KAPALI KOY VE KÖRFEZ ALANLARININ

BELİRLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

 

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun  9 uncu maddesinin (h) bendi ile geçici 2 nci maddesi  hükümlerince, denizlerde yapılacak balık çiftliklerinin kurulamayacağı ötrofikasyon riski yüksek olan hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfez alanlarının belirlenmesine yönelik ilke ve esasların oluşturulmasıdır.

 

MADDE 2 – (1) İlke ve esaslar

a) Hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfez alanlarının kirlenmeye karşı korunması ve bu kapsamda balık çiftliklerinin kurulamayacağı hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfez alanları ile ilgili ilke ve esasları belirlemek bu Tebliğin temel ilkesini oluşturmaktadır. Bu anlamda; organik atığın mikrobial bozunması; amonyak, nitrat, nitrit, fosfat ve diğer inorganik maddelerin açığa çıkması ötrofiksyon oluşumunun başlıca nedenleridir. Atıkların denizel ortama girişi sadece su kalite parametrelerini değiştirmekle kalmayıp bentik canlıları etkilemekte habitat değişimine neden olmakta ve ötrofikasyon riskini artırarak alanın hassas alan haline gelmesine neden olmaktadır. Ayrıca, ötrofikasyon riski, akıntı ve rüzgar hızına ve yönüne bağlı olarak artma ya da azalma gösterdiğinden, balık çiftliği kurulacak alanlarda etkin akıntı ve rüzgar yönünün kıyıdan koy ve körfez ağzına, açığa doğru olması önem arz etmektedir. Öte yandan, açık denizle kütlesel su alışverişinin boğaz veya daha geniş bir açıklık aracılığıyla engellenmiş olarak sağlanabildiği ve kıyı çizgisinin girintili (içbükey) olduğu alanlar koy ve körfez alanlarıdır. Kapalı koy ve körfez alanları özellikleri nedeniyle her zaman ötrofikasyon riski altında olan yerlerdir.

                b) Çevre kirliliğinin artmaması ve ötrofikasyon riskinin önlenmesi için balık çiftliklerinin kurulacağı alanların özümseme kapasitesi belirlenmeli ve buna göre yeni kurulacak tesislerin üretim kapasiteleri tespit edilmeli ve yer seçimi yapılmalıdır.

 

MADDE 3 – (1) Balık çiftliklerinin kurulamayacağı hassas alan kriterleri

a)Aşağıdaki tabloda belirtilen parametrelere karşılık gelen kriterlerin tamamının sağlandığı koy ve körfez alanları hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfez alanları olarak nitelendirilir. Bu alanlar içinde kalan yerlerde balık çiftlikleri kurulamaz.

 

TABLO: Balık Çiftliği Kurulamayacak Hassas Alan Niteliğindeki Alanlara Ait Parametre ve Kriterler

Parametre

Kriter

Derinlik

30m

Kıyıdan Uzaklık

0.6 deniz mili  

Akıntı Hızı*

≤ 0.1 m/sn

*Akıntı hızı tesisin yanında; rüzgar hızının 0-3.3 m/sn olduğu sakin, esintili ve hafif rüzgarlı hava şartlarında 5 metre derinlikte 24 saat süre ile ölçülür. Ancak rüzgar hızının düşük olduğu sakin ve/veya esintili hava şartlarının bulunduğu durumlarda ölçüm yapılması tercih edilir.

 

b)Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen/belirlenecek olan doğal ve arkeolojik sit alanlarında balık çiftlikleri kurulamaz.

 

MADDE 4 – (1) Mevcut balık çiftlikleri ile ilgili iş ve işlemler

a) Mevcut balık çiftlikleri, bu tebliğin 3 üncü maddesindeki tabloda yer alan kriterlere göre durumlarını 1/5/2007 tarihine kadar tespit ettirerek Çevre ve Orman Bakanlığına rapor etmekle yükümlüdürler. Söz konusu durum tespiti Üniversiteler veya Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun konu ile ilgili uzman birimlerine yaptırılır. Belirlenen süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen balık çiftlikleri hakkında yasal işlem yapılarak kapatılır.

b) Bu tebliğin 3 üncü maddesinde yer alan kriterlere göre tespit edilmiş olan hassas alanlar içinde kalan balık çiftlikleri, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından en geç 13/5/2007 tarihine kadar kapatılır

 

MADDE 5 –(1) Ötrofikasyon riski belirleme

a) Bu Tebliğin 3 üncü maddesindeki tabloda yer alan kriterlere göre tespit edilmiş olan hassas alanlar dışında kalan koy ve körfez alanlarında faaliyette bulunan mevcut balık çiftlikleri, üretim yaptıkları alanlar için bu Tebliğin yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde bu maddenin (c) bendinde belirtildiği şekilde, TRIX İndeksine göre ötrofikasyon riski bulunup bulunmadığını Üniversiteler veya Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun’ın konu ile ilgili uzman birimlerine hazırlatır ve değerlendirilmek üzere Çevre ve Orman Bakanlığına rapor ederler. Bu çerçevede yapılacak ölçüm ve analizler, Çevre ve Orman Bakanlığınca yetki verilen özel veya kamu kurum ve kuruluş laboratuarlarında yaptırılır. TRIX İndeksine göre ötrofikasyon riski bulunmadığı tespit edilen alanlarda faaliyetlerini sürdürecek olanlar, her yıl TRIX İndeksine göre izleme yaparlar ve sonuçları Çevre ve Orman Bakanlığına bildirirler. Ötrofikasyon riskinin belirlenmesi amacıyla yapılacak TRIX indeksinin hesaplanmasına ilişkin tespit ve izleme sonuç raporları her yılın Eylül ayı sonu itibariyle değerlendirilmek üzere Çevre ve Orman Bakanlığına bildirilir.

b) Bu Tebliğin 3 üncü maddesindeki tabloda yer alan kriterlere göre tespit edilmiş olan hassas alanlar dışında kalan koy ve körfez alanlarında yeni kurulacak balık çiftlikleri, yer seçimi aşamasında üretim yapacakları alanlar için bu maddenin (c) bendinde belirtildiği şekilde, TRIX İndeksine göre ötrofikasyon riski bulunup bulunmadığını Üniversiteler veya Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun konu ile ilgili uzman birimlerine hazırlatır ve değerlendirilmek üzere Çevre ve Orman Bakanlığına rapor ederler. Bu çerçevede yapılacak ölçüm ve analizler, Çevre ve Orman Bakanlığınca yetki verilen özel veya kamu kurum ve kuruluş laboratuarlarında yaptırılır. Yeni kurulacak balık çiftlikleri faaliyete geçtikten sonra her yıl TRIX İndeksine göre izleme yaparlar. Ötrofikasyon riskinin belirlenmesi amacıyla yapılacak TRIX indeksinin hesaplanmasına ilişkin tespit ve izleme sonuç raporları her yılın Eylül ayı sonu itibariyle değerlendirilmek üzere Çevre ve Orman Bakanlığına bildirilir.

c) EK-1’de verilen TRIX indeksi hesaplanırken, ötrofikasyona neden olan birincil üretimin en yüksek olduğu Mayıs ve Ağustos aylarında olmak üzere yılda iki kez balık çiftliğinin kapladığı alanın ortasından ve 4 (dört) kenarının 20’şer (yirmişer) metre açığından olmak üzere toplam beş noktada örnekleme yapılır. Her örnekleme noktasından yüzeyden, ortadan ve dipten olmak üzere toplam üç derinlikten, birer numune alınarak örnekleme yapılır. Numuneler, 7/1/1991 tarihli ve 20748 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolu Yönetmeliği Numune Alma ve Analiz Metodları Tebliği’ne uygun olarak alınır. Bu numunelerin analizleri Çevre ve Orman Bakanlığınca yetki verilen özel veya kamu kurum ve kuruluş laboratuarlarında yaptırılır. Çevre ve Orman Bakanlığı’na rapor edilen analiz sonuçları ilgili balık çiftliği işletmesi tarafından dosyalanarak muhafaza edilir ve denetimler esnasında istenildiğinde yetkililere gösterilir.

d) Bu madde hükümleri uyarınca TRIX indeksine göre ötrofikasyon riski yüksek olduğu tespit edilen koy ve körfez alanları hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfez alanları olarak nitelendirilir, bu alanlarda balık çiftlikleri kurulamaz ve mevcut balık çiftlikleri kapatılır.

 

MADDE 6 – (1) Balık çiftlikleri bu Tebliğde belirlenen ilke ve esaslar doğrultusunda Bakanlıkça denetlenir. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 5/1/2002 tarihli ve 24631 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan   Çevre Denetimi Yönetmeliğinin 6 ncı madde hükmü gereğince denetimle ilgili olarak balık çiftlikleri, ölçüm ve analiz masraflarını karşılamakla yükümlüdürler. Çevre ve Orman Bakanlığı, denetim ile ilgili bu sorumluluğunu gerekli ekipman ve donanımla yerine getirir.

 

MADDE 7 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini yerine getirmeyenlere 2872 sayılı Çevre Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre yaptırım uygulanır

 

Yürürlük

MADDE 8– (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer

 

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür

 

 

EK-1

 

 

TRIX İNDEKSİ HESAPLAMASI VE ÖTROFİKASYON RİSKİ SKALASI

 

 

TRIX İndeksi = (Log (klorofil-a x %O2 x TİN x TP) + 1.5) x 0.833

 

 

Klorofil-a              : Sudaki klorofil-a konsantrasyonu (µg/L);

 

%O2                                   : Doygun miktardan sapan mutlak oksijen yüzdesi = |%ÇO – 100|

 

TİN                        : Toplam çözünmüş inorganik azot, N-(NO3+NO2+NH4), (µg/L);

 

TP                          : Toplam fosfor (µg/L).

 

Formülde kullanılan klorofil-a ve oksijen yüzdesi (%O2) bileşenleri üretimle, yani fitoplankton biyo-kütlesiyle ve üretim dinamiğiyle, doğrudan ilişkili indikatörlerdir. Başka bir deyişle, TRIX İndeksi, besin tuzları girdisine ve ortamdaki biyo-kütle üretimine bağlı olarak kıyısal sistemde neler olduğunu ve olabilecekleri özetlemektedir. Formüldeki dört değişkene göre hesaplanan TRIX indeksi değerleri, 0-10 arasında değişen katsayılarla ifade edilir.

 

Buna göre hesaplanan TRIX indeksine göre belirlenen ötrofikasyon riski skalası aşağıdaki tabloda verilmektedir.

 

Tablo. Ötrofikasyon Riski Skalası

TRIX İndeksi (Tİ)

Açıklama

Tİ < 4

Ötrofikasyon Riski Yok

4 ≤ Tİ ≤  6

Ötrofikasyon Riski Yüksek

Tİ > 6

Ötrofik

 

BALIK ÇİFTLİKLERİ TAŞINMAYI BEKLİYOR

Posted in YAŞAM on Mayıs 23, 2008 by sevdadenizi

Bağdat Caddesi’nde yeni bir yaşam 5 Haziran 2007

Posted in YAŞAM on Mayıs 21, 2008 by sevdadenizi

Bağdat Caddesi’nde yeni bir yaşam

5 Haziran 2007
 
 
 

 

OLD ENGLISH PUB, Bağdat Caddesi Şaşkınbakkal‘da ilk açıldığında, akşamüstü partileri ve geç saatlere kadar devam eden canlı müzik eğlenceleriyle tanındı.

Bağdat Caddesi’nin en güzel ve en özel mekanlarından biri olan OLD ENGLISH PUB, yaratmış olduğu kaliteli takımı ile her zaman hızlı, saygılı, leziz hizmeti değerli müşterilerine sunmakta.

İşletmeciliğini Hayrullah Ünsal’ın yaptığı OLD ENGLISH PUB, mekanlarına caddedeki diğer mekanlardan daha farklı bir ortam oluşturduklarını,

müşterilerininse çok memnun olduğunu belirtti.  

Yemek ve içki olarak birçok seçenek sunan OLD ENGLISH PUB’ın fiyatları ise oldukça makul.  

Old English Pub  
Adres  Bağdat caddesi Kazım Özalpsok. Koşar Hn.No:15 Kat:1 Şaşkınbakkal       
Tel: 0 216 385 25 04

şanlıurfadan bir motor gezisi* fotoğraflı

Posted in tarih on Mayıs 19, 2008 by sevdadenizi

Mesaj Tarih: Pzr May 04, 2008 7:07 pm    Mesaj konusu: Alperence Bir Yol Hikayesi

Sevgili motordelisi yollara dağlara virajlara sevdalanmış dostlarım
hepimiz zaman zaman bir yol yapalım hava alalım diye geziler yaparız
ama bazı gezilerimiz vardırki onların anlamı çok farklıdır aynen bizim bu gezimizde olduğu gibi
Harran gezisi benim için ayrı bir özlem ayrı bir yeri olan bir gezi idi şükürler olsun
kazasız belasız gittik geldik…
İlk olarak sevgili arkadaşlarım Ali,Gökhan,Halil Abi,Yahya ve Mustafa ile Gaziantepten yola çıktık



Gaziantepten sonraki ilk durağımız Nizip’ti Nizip’e uğrayıpta nohut dürümü yememek olmazdı
tabiki ya nohut dürümüde neymiş demeyin çünki Nizipte sabaharı nohut dürümü vazgeçilmez bir
ayrıcalıktır nohutları yemek için çocukluk arkadaşım Salihin yanındayız…



Sevgili motosiklet aşığı dostlarım bir gezimizi daha tamamlayarak evimizin
yolunu tuttuk
Allaha şükürler olsun kazasız belasız evimize dödük.
Umarım başınızı ağrıtmamış sizleri yormamışımdır kendinize iyi
bakınız kalın sağlıcakla.
Alperence…

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonran Şanlıurfaya doğru hareket ediyoruz..
Yolda kısa bir mola ve nedenini bilemiyorum Gökhanım kendini yerlere atmış
debeleniyor bizde kahkaha gırla




Ve Şanlıurfa Birecikteyiz ne kadar ilginç değilmi bu tünelin üzerinde evler var
ve insanlar rahat rahat altından günde binlerce aracın geçtiği bu tünelde
yaşıyorlar

Ve Şanlıurfadayız muhteşem tarihi mimarisi ile meşhur EL RUHA Oteli.

Ve Balıklı Göldeyiz



Burası H.Z İbrahim Aleyhisselamın doğduğu mağara


Halil’ü Rahman camii içi

Ve Balıklıgöl harika bir çevredüzenlemesi yemyeşil cıvıl cıvıl bir ortam







Balıklı göl kenarında balık yemi satarak geçimini sağlamaya çalışan bir vatandaş…

Yine balıklı göl kenarında bu gibi çocuklara çok rastlarsınız abi buranın tarihini anlatayımmı?
diye yaklaşan…


Yöresel kıyafetlerle biraz imaj değişikliği fenamı olmuş?


Okadar bekledik duvar dibinde bir Allahın kulu acıyıpta bir beş kğıt atan olmadı be…

Balıklı gölü gezdikten sonra sırada H.Z İbrahim’in ateşe atıldığı şanlıurfa kalesine
çıkıyoruz inanılmaz bir yapı kale dibinden zirveye kadar uzanan mağaranın
içinden tırmana tırmana kaleye çıkıyoruz…

Kaleden Balıklı gölün ve Şanlıurfanın muhteşem manzarası



Arkamdaki bu dereyağı gibi görünen dehlizler düşmalar kaleye çıkamasınlar
diyerekten tamamen insan eliyle kazılarak oyularak yapılmıştır.



Ve kale gezisinden sonra iniş faslına geçiyoruz buz gibi tünelde düşme korku ile.

Aşağı indikten sonra göl kenarında birer çayı hakettik artık değilmi?

Urfanın meşhur bakırcıları esnaflıkları mükemmel canayakınlıkları
misafirperverlikleri takdire şayan


Eeee Urfaya kadar gelipte bir ciger kebabı yemeden gitmekte olmazdı değilmi?


Ve ciğerlerimizide yedikten sonra sıra asıl gezinin anlamına gelmişti
Medeniyetler uygarlıklar beşiği doğru Harran’a doğru yola çıkıyoruz…

HARRAN’dayız harrana girdiğimiz anda etrafımızı gençler çevreliyor içlerinden
adının Cemal olduğunu öğrendiğimiz arkadaş abi size rehberlik edeyim hoşgeldiniz
gezdireyim sizi diyor hayır biz kendimiz gezeriz dediğimizdeabi ücret istemiyorum
turistlerden alıyoruz diyor ve motora atlıyor daha cevabı bile beklemedn sür abi diyor…
Arkadaşlarına arapça birşeyler söylüyor biraz tedirgin kaygılıyız.
Rehberimiz Cemal.

Ve karşımızda M.Ö 3000 yılında inşa edilen dünyanın ilk üniversitesi
Harran üniversitesinin kalıntılarını gezdiriyor cemal bize.


Derken etrafımızı Harranlı çocuklar çevreliyor ellerinde yöre halkı tarafından
üzerlik ismi verilen nazara iyi geldiğine inanılan süs eşyalarından satıyorlar
hayır istemeyiz dediğimizde biri eğilerek abi kalem alacağım ne olursunuz
alın diyor aklıma şairin dizeleri geliyor
BEN ANADOLUYUM
YILLAR YILI SUSUZ KALDIM,YILLAR YILI AÇ…

ŞÜKREDEREK,KALKTIĞIM SOFRALARIMDA
YA SOĞAN EKMEK OLUR,YAHUT BULAMAÇ

HASTALARIM VARDI ÖLÜM YATAKLARINDA
NE DOKTOR YÜZÜ GÖRDÜM,NEDE İLAÇ

ZAMAN ZAMAN NANKÖR ÇIKTI BÜYÜTÜP,OKUTTUĞUM
GÖLGE VERMEDİ ÇOK KERE DİKTİĞİM AĞAÇ

DEVLET DENİNCE HEP VERGİ GELDİ AKLIMA,
JANDARMA DEYİNCE KIRBAÇ
EN GÜMRAK IRMAKLARIM BOŞUNA AKIP GİTTİ
ÜÇ BEŞ ADIM ÖTESİNDE TOPRAĞIM VARDI,KIRAÇ

GİTTİM,YİĞİTÇE DÖĞÜŞTÜM GAZA MEYDANLARINDA
NE TA’KI ZAFERLER İSTEDİM NE TAÇ

SAVAŞTA,ÇİĞNETMEDİM HİLALİ DÜŞMANLARA
BARIŞTA DÜŞTÜ ÜSTÜME GÖLGE GÖLGE HAÇ

YOLSUZ OKULSUZ KÖYLERİN,KASABALARIM HALA
ALIN TERİNE MUHTAÇ…

BEN ANADOLUYUM,ACILI,MAHZUN
BENDE BİTMEZ TÜKENMEZ DERT KULAÇ KULAÇ.
Yavuz Bülent Bakiler




Bu iki genç adam yaklaşıyor yanımıza abi motorlarınızı bekleyemmi?
ya oynarsanız abi valla oynamam
hee kimseyide oynatmam ha
tamam bekle ozaman
al sana birkaç kağat


Sırada KÜMBET olarak tarif edilen tarihi harran evleri var
Bu evler 200 250 yıl kadar önceden kerpiç saman çamur ve yöre halkı
tarafından yapılan tuğla ile örülerek yapılan konik şeklindeki evler özelliği 45 50 derece sıcaklıkta bile buz gibi serin olması ve havalandırma sürkilasyon sisteminin
inanılmaz kaliteli olması…




Kümbet evlerin birisi restore edilerek gelen misafirler ağırlanıyor o evlerden
birindeyiz…



Sırada tarihi Harran kalesi var




Bölgede yenİ yIl coŞkusu

Posted in tarih on Mayıs 19, 2008 by sevdadenizi
 Bölgede yenİ yIl coŞkusu

Bölgede yenİ yIl coŞkusu

YENİ yıl kutlamaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de büyük coşkuyla kutlandı. Diyarbakır, Batman, Hakkari, Siirt, Bingöl ve Şanlıurfa’daki kutlamalarda vatandaşlar doyasıya eğlendi.

Diyarbakır’da, vatandaşlar çeşitli mekanlarda düzenlenen eğlence programlarıyla yeni yıla ’merhaba’ dedi. Vatandaşlar otellerin restoranlarına akın ederken, kazanın içinden dansöz çıkması, renkli görüntülere sahne oldu.

Diyarbakır 2008 yılına renkli görüntülerle girerken, oteller ve eğlence mekanları doldu taştı. Canlı müzik eşliğinde 2007 yılının son saatlerini eğlenerek geride bırakan Diyarbakırlılar, 2008’i büyük bir coşkuyla karşıladı. Bir otelin düzenlediği eğlence programında dansöz, kazanın içinden çıkarak eğlenmeye gelen Diyarbakırlılara 2008’in sürprizini yaptı. Diyarbakırlılar, 2008 yılının barış, huzur ve mutluluk getirmesini diledi.

Batman’daki kutlamalar

Batman’da yeni yıl, Doğu kültürünü yansıtan skeçler, Türkçe ve Kürtçe şarkılar ve tiyatro oyunu ile karşılandı.

Bahar Kültür Merkezi sanatçı grubunun seslendirdiği Türkçe ve Kürtçe müzik eşliğinde coşan Batmanlılar, yöre kültürünü anlatan Kürtçe skeçlerle hoşça vakit geçirdi.

Farklı bir yılbaşı gecesinin kutlandığı Batman’da yöre kıyafetleri ile sahnelenen skeçler izleyenleri gülmekten kırıp geçirdi. Rahip, İmam ve vatandaş diyalogunun sahnelendiği doğum sancısı ve doğan çocuğa isim verme skeci büyük alkış aldı. Batmanlıların doyasıya eğelendiği gecede Bahar Kültür Merkezi sanatçılarının davul ve def ile seslendirdikleri Türkçe ve Kürtçe parçalar eşliğinde Batmanlılar yeni yıla ’merhaba’ dedi.

Hakkari’deki kutlamalar

Hakkari’de yeni yıl kutlamaları ilginç görüntülere sahne oldu. Poşulu ve şalvarlı noel baba Nedim Bor ve köylü kılığına giren Bedrihan Ege, cadde ve sokaklarda dolaşarak vatandaşın yeni yılını kutladı.

İlginç esprileri ve manileriyle vatandaşları eğlendiren gençler, barları dolaştıklarını, vatandaşların verdiği hediyeleri toplayarak fakir çocuklara yeni yıl hediyesi vereceklerini belirttiler.

Siirt’teki kutlamalar

Siirt’te yeni yıl kutlamaları ilginç görüntülere sahne oldu.

Büyükşehirlerde eğlence mekanları dolup taşarken, Siirt’te vatandaşlar sıra gecelerine benzer bir kutlama yaptı. Siirtli vatandaşlar, yeni yılı çiğköfte yoğurarak ve yöresel oyun havaları oynayarak kutladı.

Siirt’teki kutlamalara bazı emniyet personelleri de eşlik ederek, vatandaşların sevincine ortak oldu.

Bingöl’deki kutlamalar

Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, çocuk yuvası ve yetiştirme yurdunda kalan çocukları ziyaret ederek yeni yıllarını kutladı.

Vali Balkanlıoğlu, beraberinde bulunan eşi Esma Balkanlıoğlu, İl Emniyet Müdürü Ekrem Çelik ve eşi Özay Çelik ile birlikte ilk önce Düzağaç mevkiinde bulunan Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Bingöl Çocuk Yuvası’na gittiler. Yuvada kalan bütün çocuklarla tek tek ilgilenen Vali Balkanlıoğlu, çocukların istek ve ihtiyaçlarını dinledi.

Çocuklara bütün isteklerinin yerine getirileceği sözünü veren Vali Balkanlıoğlu, yuvada kalan 19’u kız 41 çocuğa beraberinde getirdiği spor ayakkabısı ve terlikten oluşan hediye paketlerini verdi.

Şanlıurfa’daki kutlamalar

Şanlıurfalılar yeni yıla dansöz oynatarak girdi. Şanlıurfalılar yeni yılın ilk dakikalarında gönüllerince eğlendi.

Şanlıurfa Dedeman Otel’de yeni yıl büyük coşkuyla kutlandı. Dedeman Oteli tıka basa dolarken, Şanlıurfalılar, otelin restoranında dansöze para takmak için adeta birbirleriyle yarıştı.

Dansöze para takmaya utanan bazı misafirler, paraları eşleri ve çocukları aracılığıyla taktırdı. Çocuklarla birlikte oynayan dansöz, geceye katılanları eğlendirdi.

Misafirlerden bazıları, dansöze para vermemek için ısrar etse de dansözün uzun uğraşından kurtulamadı. Uzun çabalar sonrasında bahşişini alan dansöz, masalarda misafirlere keyifli dakikalar yaşattı.

 
        

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Posted in tarih on Mayıs 19, 2008 by sevdadenizi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


TÜRKİYE’NİN HARİKALARI

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Adıyaman – Nemrut Dağı Milli Parkı

Ülkemizdeki Milli Parklar

Yeri: Adıyaman ili; Kahta ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Adıyaman il merkezinde Kahta’ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park alanı Kahta’ya 9 km, Adıyaman’a 43 km uzaklıktadır.

Özelliği: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos’a ait Tümülüs ve kutsal alanlar, Milli Park’ın ana özelliğini teşkil etmektedir.

Antiochos’un tümülüsü ve dev heykelleri, Arsameia(Eskikale),Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü Milli Park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. Eski çağlarda “Kommagene”olarak anılan bu bölgede, I.Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu I.Antiochos (MÖ 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. MS.72 yılında da Roma’ya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.

Nemrut Dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp Antiochos’un Tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. Kralın kemiklerinin yada küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.

Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)’la çevrilmiştir. Eski Kahta Köyü yakınında Kommagene’nın başşehri Arsameia yer alır. Burada, Mithridates’in kutsal alanı bulunmaktadır.

Yine Eski Kahta yakınında Kocahisar Köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş Yenikale yer alır. Kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. İçinde su depoları, hamam, cami ve Kahta Çayı’na inen gizli su yolu bulunmaktadır.

Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’nın daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan Cendere Köprüsü yer almaktadır. Köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre Kommagene şehirleri tarafından Roma İmparatoru Septimus Severus(MS 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. Arsameia’nın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü Karakuş Tepe Tümülüsü bulunmaktadır.

Orman formasyonu içerisinde meşe türleri ve ağaç alanları bulunur.Yaban hayatı bakımından ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk türlerine rastlanır.

Görülebilecek Yerler: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos’un Tümülüsü ile kutsal alanları, dev heykeller, Arsameia(Eski Kale),Yeni Kale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü en başta ziyaretçilerin görmesi gerekli yerlerdir.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Park içerisinde konaklama, yeme-içme olanakları bulunmaktadır. Nemrut Dağı Milli Parkı’nda otel, Karadut ve Kahta’da pansiyonlar mevcuttur.

Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri

Posted in tarih on Mayıs 19, 2008 by sevdadenizi

Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri


Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri

Turkuaz mavisi örtülerin altına sığınmış çekingen bakışların arasından Harran ovasını geçiyoruz. Su ile toprağın aşkının ne anlama geldiğini, uçsuz bucaksız Harran Ovasına bakınca insan daha çok anlıyor. Suyun değdiği her yer yeşiller giymiş bir geline dönüşüyor. Harran’ın susuz hali ile suya kavuşmasını görenler, su ile toprağın arsasındaki aşkı daha iyi anlıyor.

Su eskiden Harran’a, hayat vermiş, aşk vermiş, kültür vermiş, medeniyet vermiş. Ne zaman ki ırmaklar yatağını terk etmiş, medeniyetin boynu bükük kalmış. Suyun küstüğü bu topraklar, verimsizleşmiş sonrada medeniyetin izleri silinmiş bir bir. Tarih kendi kaderine terk edilmiş bir bakıma.

Şimdilerde su yeniden toprakla buluşunca, Harran’a bereket gelmiş. Arkasından da eski medeniyetin güzellikleri yeniden insanların ilgisini çekmeye başlamış.
Şanlıurfa’dan Harran 45 km mesafede. Şanlıurfa’nın büyüsünden henüz kurtulmamışken Harran’ın büyüsü sarıyor yüreğimizi. Suyun topraktan uzakta olduğu zamanlarda Çukurova’ya pamuk toplamaya giden köylüler şimdi kendi tarlalarında kendi pamuklarını topluyor.

Harran Şanlıurfa’nın küçük bir ilçesi. Ancak bu küçük ilçe geçmiş tarihinde büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Fatımiler, Zengiler, Eyyubiler, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular gibi büyük medeniyetlerin izleri hala burada var. Anadolu’yu işgal eden moğullar şehri ellerinde tutamayacaklarını anlayınca talan etmişler. Yüzyıllarca ihtişam ile yaşayan şehir bu talandan sonra bir daha eski günlerine dönememiş.

Harran’ı uzaktan fark etmekte çok kolay. Harran ovasının düzlüğünde yükselen bir höyüğün dibinde kurulmuş. Eskiden höyüğün üzerinde kurulu bir şehirmiş.
Şanlıurfa için dinlerin kesiştiği şehir denilse de, Harran hem Hıristiyanlar hem Yahudiler hem de Müslümanlar açısından önemli bir şehir. Hz. İbrahim Haranda yaşamış, Hz Yakup atıldığı kuyunun Harran’da olduğuna inanılıyor, Hz. Ademin dünyaya Harran’da geldiği iddiası var. Bazıları da Hz İbrahim’in Filistin’e gitmeden önce burada yaşadığı, kardeşi Aran (haran) dolayı bu şehre Harran denildiğini iddia ediliyor.

Bunlardan en ilginci belki de Harran’a en uygun olanı, adının Arapça’da, sıcak, ateş anlamına gelen Türkçe’de de kullanılan “Har” kelimesinden geldiği.

Eski Harran şehri höyüğün etrafında şekillenirken, höyüğün karşısında Kale ile korunmuş. Şehrin etrafı surlar ile çevriliymiş. Hala sur kalıntılarını yer yer görmemiz mümkün. Bazı kaynaklar surlarla çevrili şehrin altı kapısı, 187 adet burcu olduğunu saptamış. Kale zamana direnmeye devam ediyor. Ancak savaşlarda dev ordulara direnen surlar ve burçlar zamana, ilgisizliğe fazla dayanamayarak yıkılmışlar.

Harran’da höyüğün hemen eteklerine tutunmuş medrese ve Cami’den oluşan bir külliye kalıntısı dikkatimizi çekiyor. Bu yapı Emeviler döneminde yapıldığı tahmin ediliyor.

Bazı kaynaklar, caminin Sabilerin büyük Ay Mabedi (Sin Tapınağı) olduğunu, Hz. Ömer a camiye çevirdiğini, Sabilere kendi mabetlerini yapmaları için başka bir yer verdiğini söylemektedir. Bugün kalıntıları ayakta olan camii 744-750 yılları arasında Emeviler tarafından yaptırılmış, ulu camii olarak anılıyor.

Camii aynı zamanda Anadolu’da yapılan ilk üniversite olma özelliğine sahip. Bu yapının sadece rasathane gözetleme kulesi olduğu sanılan yüksek kaidesi ayakta kalmış. Diğerleri bir taş yığını haline gelmiş.

Her yağmur yağdığında Harran’ı gül kokusunun sardığı, bunun sebebinin de Ulu caminin harcında gül suyunun olduğu, yağmurda ıslanan harcın etrafa gül yaydığı söyleniyor.
Harran’ın dikkatimizi çeken güzelliklerinden birisi de Haran evleri. Başka yerde göremeyeceğimiz bu evler Anadolu insanının iklim ve coğrafya şartlarına göre yaptıkları görülmeye değer yerlerden birileri.
Konik kubbeli evlerin 300 yıla dayanan geçmişleri var. Evler tarihi kalıntılardan çıkan tuğlalardan yapılmış. Dışardan bir çadırlar topluluğu görünümünü andıran evler tuğla ile örülmüş, çamurla sıvanmış. Evler yazın serin kışın sıcak olması sebebi ile iklim koşullarına en uygun evler haline gelmiş. Üç yılda bir dış ve iç cepheleri çamurla sıvanıyor.

Evleri görünümleri ve duruşları ile çamurdan peri bacalarına benzetirsek abartı yapmış olmayız. Evlerin bu güzel görünümü ilgimizi çekerken tarihi binalardan sökülen tuğlalardan yapılmış olmaları ise bizleri düşünmeye sevk etmektedir.

Bu dünyada eşine rastlanılamayacak evler maalesef bir kaçı dışında, ya kendi haline terk edilmiş ya da ahır ve samanlık olarak kullanılıyor. Harran’ın bu sıra dışı evleri yerlerini bütün şehirlerde olduğu gibi betonun soğuk yüzüne bırakıyor.

Bazı müteşebbis köylüler kendi yaşadıkları Harran evlerini düzenleyerek meraklıların hizmetine sunmuşlar. Bunlardan biride Ali Kızıl. Ali Kızıl evini Harran kültürüne göre düzenlemiş. On çocuğundan beşi kız. Kızları ile beraber Haran kültürünü tanıtmaya çalışıyor. Harran evlerini görmeye gelenleri yöresel kıyafetleri ile karşılayan kızları, yörenin kültürü ile gelen misafirleri ağırlıyor.
Eskiden içerisinden geçen iki ırmağın hayat verdiği Harran, suların çekilmesi ile beraber yeşili kurumuş, medeniyeti solmuş bir hazan bahçesine dönmüş. Suyun çekilmesi Hz İbrahim’i yakmak için tutuşturulmuş bir ateş gibi Harran’ı çöle çevirmiş. GAP’ın bölgeye yeniden su getirmesi ile beraber, Harran yeniden yeşillerini giymiş, yeniden tarih ve kültür meraklılarının dikkatini çekmeyi başarmış.

Suya kavuşan; Harran doğal güzelliği ve tarihe gösterilen ilgi ile şimdilerde Hz İbrahim’in gül bahçelerine dönüşmüş.”Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol (enbiya-69) ” denildiği gün gibi Harran, Haranlılara GAPtan gelen su ile beraber serin ve esenlik günler yaşıyor.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 641×478 and weights 28KB.

Hasankeyf

Posted in tarih on Mayıs 19, 2008 by sevdadenizi

Hasankeyf


Hasankeyf tarihi ile ilgili genel bilgiler

Hasankeyf’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor.Ancak şehir ve etrafındaki binlerce mağara insanların buraya çağlar öncesinden yerleştiğini gösteriyor.

Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Hem içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur. Yekpare taştan meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır. Ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir.


ANTİK DÖNEMDE HASANKEYF

Milattan önceki dönemlerde Hasankeyf’in ne gibi tarihi gelişmelere sahne olduğu, kimlerin burada hüküm sürdüğü tarihin karanlık sayfalarından biridir. Bu konuda yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. İleride yapılacak arkeolojik çalışmalar bu konuya ışık tutacaktır. Yalnız Mezapotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerlerinden birinin Hasankeyf olduğunu söylemek mümkündür.

BİZANS DÖNEMİNDE HASANKEYF

Miladi ilk asırlarda Hasankeyf, Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirmiş. Zaman zaman Bizanslıların zaman zaman da Sasaniler’in elinde kalmıştır. Miladi dördüncü asrın ortalarında Hasankeyf’e sağlam bir kale yapan Bizanslılar, hemen hemen burayı bir daha Sasaniler’e hiç kaptırmamışlardır. Bizansın hakimiyeti Müslümanların burayı elegeçirdiği 7. Asrın başlarına kadar sürmüştür.

İSLAM DÖNEMİNDE HASANKEYF

Müslümanlar burayı ikinci halife Hz.Ömer döneminde M.638. yılında fethettiler. Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim oldu.

Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular’ın M.S.1101 yılında buraya hakim olması ile kazandı. Bu tarihten itibaren o günkü ismi ile HISN KEYFA, ortaçağın önemli şehirlerinden biri oldu.

Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomik olarak da gelişti.

Hasankeyf’i Artuklular’dan alan (M.1232) Eyyubi Kürtleri, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilası ve harabiyeti ile karşılaştı. Bircok yerleşim yeri gibi burası da altüst oldu.

Kürt Eyyubiler, Moğol şokunu atlattıktan sonra 14. Asrın başlarından itibaren Hasankeyf’i yeniden imar etmeye başladı. Özellikle bugün Hasankeyf’te bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler’in, Sultan Süleyman zamanında bu imar faaliyeti zirveye ulaştı. Hasankeyf, Eyyubiler zamanında tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşadı.

Nihayet Osmanlılar’ın gücüne karşı direnemeyen, Safeviler’in baskıları ve iç hesaplaşmalarla iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında burayı Osmanlılar’a bıraktı. Bu tarihten itibaren şehir tarihi önemini kaybederek günümüze geldi. Ancak bütün ihmallere ve tabii tahribata rağmen birçok eseri günümüze ulaştırdı. Şimdi burada kısaca bu eserlerden bazılarına değinelim;

KALE

Kalenin eski çağlardan beri bir iskan yeri olarak kullanıldığı mağara yapılardan anlaşılmaktadır. Ancak kale olarak kullanılmaya başlanması Bizanslılar dönemine rastlamaktadır.

Yekpare taştan olması nedeniyle çok korunaklı olması, üzerinde birkaç tarihi eserin olması, gizli yollarla nehre inilmesi ve kaleye çıkan yol üzerindeki zarif, muhteşem taş kapısıyla dikkatleri çekmektedir.

Kaleye doğudan merdivenli bir yolla ulaşılmaktadır. Bu yolun hemen başında bulunan oyma taşlardan yapılmış Eyyübilere ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır. Bu yolun üst tarafında da kısmen harap olmuş diğer bir kapı yer almaktadır.

Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray yer almaktadır. Ayrıca kalede Ulu Cami, Büyük Saray yer almaktadır. Bu eserlerle ilgili bilgi verilecektir.

Kalenin dikkate değer özelliklerinden biri de, gerek Artuklular gerekse Eyyübiler döneminde buraya su çıkarılmış olmasıdır. Asırlarca kale bu su ile hayat bulmuş. Bu suyun kesildiği olağanüstü zamanlarda kalenin kuzeyinde yer alan merdivenli yollarla nehirden su alınmış.

Kalenin tarihlerde silah zoru ile ele geçirildiği yazılmıyor.

KÖPRÜ

Tarihi kaynaklarda köprünün 1116 tarihinde Artuklu Fahrettin Karaaslan tarafından yapıldığı yazılı. Ancak Hasankeyf 638 yılında Müslümanlarca fethedildiği sırada bir köprüden bahsedilmektedir. Bu nedenle köprünün antik bir temel üzerinde yapılmış olması ihtimal dahilindedir.

Kemer açıklılkları itibariyle ortaçağda yapılan taş köprülerin en büyüğüdür. Ortadaki büyük kemeri taşıyan iki orta ayağın arasındaki açıklık 40 metredir. Doğu ve batıdaki küçük kemerler dışındaki ortadaki büyük kemerler tamamen yıkılmış durumda.

Araştırmalara göre köprünün en büyük kemerin ortası ahşaptandı. Düşman şehre saldırdığı zaman bu ahşap kısım yerinden kaldırılır, düşmanın şehre girişi engellenirdi. Bu özellik köprünün ömrünü kısaltmış.

Köprünün önemli özelliklerinden biri de orta ayakları üzerinde yer alan ve on iki burcu simgelediği tahmin edilen figürlerdir. Bir ikisi dışında tahrip olmuş ve şekil olarak he ifade ettikleri anlaşılmaz hale gelmiştir. Köprünün ne zaman yıkıldığı da bilinmemektedir.

EL-RIZK CAMİİ

Dicle nehrinin doğusunda köprü ayağına yakın bir mevkide yer alır. Portal girişindeki kitabeden eserin, 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.

Bugün camiden sadece minare sağlam kalmış. Kısmen yıkılmış portal giriş kapısında yer alan kitabenin altında bitkisel süsler arasında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılmış. Camiin önemli özelliklerinden biri de cami minaresinin çift yollu olmasıdır.

SULTAN SÜLEYMAN CAMİİ

Minare şerefeden itibaren bilinmeyen bir tarihte yıkılmış. Minare, kuşaklara ayrılmış, kuşaklar farklı bitkisel süslerle bezenmiş.


KOÇ CAMİİ

Sultan Süleyman Camii doğusunda yer alır. Genel özelliklerinden, alçı süslemelerinden Eyyübiler’e ait olduğu tahmin edilmektedir. Yer yer sökülmesine rağmen Hasankeyf’te en canlı alçı süslemelere sahip bir eserdir. Kitabesi olmadığından kesin olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ

Kısa bir süre Hasankeyf’te hakim olan Akkoyunlular’a ait tek eserdir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır.

KALEDEKİ ULU CAMİ

Eyyubiler’in Hasankeyf’teki ilk eseridir. 1325 yılında bir kilise kalıntısı üzerine inşa edilmiş. Yapı gibi minaresi de genellikle moloz taşlardan yapılmıştır. Minarenin kuzeyinde bulunan alçı süsleme ve kitabe dikkate değer. Cami minberinden günümüze ulaşan ahşap kitabe, yazısı ve oyma süsleri ile günümüze ulaşan nadir parçalardardan biridir.

KÜÇÜK SARAY

Kalenin kuzey-doğu ucunda bulunmaktadır. Saray, aşağıdan itibaren yontulmuş kaya kütlesi üzerinde inşa edilmiş. Eyyubilerin Hasankeyf’teki ilk eserlerinden biridir.
Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması, bu kabartmaların ortasında kufi levhalar yer almaktadır. Sarayın kuzey ve batı cephelerinde alçı süslemelerin izlerine rastlamaktadır.

BÜYÜK SARAY

Kalenin kuzeyinde Ulu Camiinin altında yer almaktadır. Büyük ölçüde yıkılmış ve göçükler altında kalmıştır. Yapının en önemli özelliği, binadan bağımsız, giriş kapısının karşısında diktörtgen bir kulenin yükseliyor olmasıdır. Burası kesme taşlardan örülmüş, köprüden olduğu gibi taşlar madeni kromplarla birbirine kenetlenmiştir. Burasının gözetleme kulesi veya yıldırımlık görevi gördüğü tahmin ediliyor.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 730×463 and weights 119KB.

 
Ozlemank77 isimli Üye şimdilik offline konumundadır